Finans sektöründe Yapay Zekâ uygulamaları

Finans sektöründe Yapay Zekâ uygulamaları

Günümüzde teknoloji; hayatımızın her alanında, artık neredeyse kullanmadan yaşayamadığımız bir bileşene dönüşmüş durumda. Donanım teknolojilerinin yanı sıra, yazılımın da pek çok alanda kuralları değiştirdiğini kolayca görebiliriz. Bankacılık ve finans sektörü, Türkiye’ye ATM’ler ile ticarileşmiş ileri teknolojileri 90’ların başında sokmuştu. Günümüzde de online bankacılık ve telefon bankacılığı gibi platformların gişe bankacılığını geride bırakması ile ufukta tamamen teknoloji odaklı bir finans sektörünü göründüğünü söyleyebilmek mümkün. Kaldı ki zaten, bunun olması için de yoğun bir çaba sarf ediliyor. Zira bankacılık ve finans sektörünün diğer bileşenleri, artık çok fazla işlemi çok kısa zaman dilimleri içerisinde gerçekleştirmek durumunda. Kamu düzeninin de dijital dünyaya ayak uydurması ile birlikte finans sektöründe pek çok işlem artık neredeyse hiç insan eli değmeden gerçekleştirilebiliyor. Gelişen ve güçlenen mobil teknolojiler ile her an cebimizde bir banka taşıyabiliyor, hisse senedi alım satımı yapabiliyor, sigorta poliçeleri oluşturabiliyor ve hatta kredi başvurusu yaparak saniyeler içerisinde paranın hesabımıza geçmesini sağlayabiliyoruz. Peki bunu nasıl yapıyoruz?

Yapay zekâ nedir?

Öncelikle belirtmek gerekir ki yapay zekâ; gerçekten düşünebilen bir yapı değildir. En azından günümüzdeki formu; yalnızca belirlenen kurallar içerisinde belli seviyelere kadar yorum yapabilmekte ve protokollerin dışında inisiyatif kullanma durumu olamamaktadır. Zaten Bu konu üzerinde Global çapta bir tartışma yürütülmektedir. Öyle ki, yazılım gibi tamamen mantıksal ve doğrusal karar veren bir mekanizmanın her konuda diyalektik davranması, gelecekte insanlığın etik kural olarak belirlediği bazı hususları faydasız bularak çiğnemesi gibi bir ihtimali akla getiriyor ve kimi bilim insanları yapay zekânın tamamen özgür düşünceye sahip olmasının aslında bir riski olduğunu iddia ediyor.

Yalnız yapay zekânın mevcut formunda inisiyatif kullanmak yalnızca belirlenen kurallarla mümkün ve yapay zekâlı yönetimsel araçlar, bu kuralların dışında karar verebilme kabiliyetine sahip değil. Uzun vadede, duygusal reaksiyonların dijitalize edilmesi olasılığı ve yapay zekâlı donanımların ego sahibi olmaları gibi bir risk üzerinde tartışmalar sürüyor olsa da, günümüz koşullarında kullandığımız yapay zekâ birimlerin bunun hayli uzağında.

Örneğin; bir bankaya ait bireysel kredi başvurusu yapılan modülün, banka müşterisine kredi verirken kullandığı tüm kriterler daha önce sisteme tanımı yapılan protokollerdir. Sistem başvuru esnasında, kendisine kriter olarak yüklenmiş olan, örneğin; Merkez Bankası kayıtlarını incelemek, kredi notunu görmek ve bankacılık işlemlerini risk analizi modülünden çekerek karar vermek protokollerini işletir. Sistem yöneticisi sistemi istisnalar tanımlayabilir ve yapılacak analizin neticesinde ortaya çıkan kredibilite oranına göre farklı miktarlarda kredinin otomatik olarak tahsis edilmesini sağlayabilir. Bu gibi işlemlerde banka tarafında insan eliyle neredeyse hiçbir işlem gerçekleştirilemez. Dolayısıyla süreç çok hızlı ve efektif olarak işler.

Yapay zekânın tanımı yapılacak olursa, belirlenen protokoller dâhilinde işlemleri kendi kendine yapan ve işlem geçmişinden hareketli gelecekteki uygulamalarını planlayan yazılım altyapısına yapay zekâ ismi verildiği söylenebilir.

Dünya yapay zekâ teknolojisinde nerede?

Dünya nüfusu, 50 yıl öncesine göre üç kat daha kalabalık. Nüfus artış oranı hemen her ülkede aşağı yukarı aynı olduğundan, bu durumda doğal olarak yaşantımız içerisinde gerçekleştirmek durumunda olduğunuz pek çok işlemin artık insan eliyle gerçekleştirilmesi mümkün görünmüyor. Özellikle finansal işlemlerin, en basitinden en kapsamlısına kadar insan eliyle gerçekleştirmesi yerine dijital araçlarla gerçekleştirilmesi neredeyse zorunluluk arz ediyor. Çok basit bir örnek olarak; fatura ödemelerinin gişelerden yapılması durumunda bankalardaki yoğunluğun nasıl olacağını kafamıza canlandırabiliriz. Bu durumda büyük ihtimalle bankalar yalnızca bu faaliyeti gerçekleştirebilecektir, zira bu yoğunluk koşullarında insan gücünü misliyle artırmadan kesintisiz işlem yapabilmek mümkün olmayacaktır. Oysa online bankacılık ve ATM sistemleri ile pek çok ödemenin ve tahsilâtın yapılabilmesi mümkündür. Dolayısıyla bankalar, daha az sayıda fiziksel müşteri temsilcileriyle fatura tahsilâtlarının otomatik hale gelmiş olması nedeniyle bankacılığın esas hizmetlerini verebilirler. Bu da sektörün verimliliğini artıracak en önemli faktör olarak kabul edilir.

Dünyada yapay zekâ uygulamaları en çok finans sisteminde kullanılmakla birlikte, birçok alanda efektiftir. Örneğin İngiltere’de, devlete ait güvenlik kameralarında tanımlı bir arama yazılımı bulunur. Arananların ve potansiyel suçluların fotoğraflarını tanımlandığı sistem 7 gün 24 saat kameraları tarar ve yüz tanıma teknolojisi ile sisteme girilen herhangi bir kişinin nerede olduğunu tespit etmeye çalışır. Oldukça efektif olarak sonuç veren bu sistem yakın zamanda Amerika ve Kanada’da da kullanılmaya başlanmıştır. Bunun yanında dünyanın en büyük şirketi olan Alphabeth-Google, kullanıcılarına sunduğu neredeyse bütün altyapısını 2016 yılında duyurduğu bir yapay zekâ birimi tarafından yönetir.

Milyarlarca kullanıcının ve internet sitesinin dâhil olduğu Google arama motorunun dünyadaki mutlak hâkimiyeti sonrasında, sistemin insan eli ile yönetilemeyeceğine karar verilip bir yapay zekâ birimi geliştirildi. Bu birim, yardımcı alt yapay zekâ birimleri ile birlikte bütün interneti tarıyor ve internet sitelerini belli protokoller kapsamında arama sonuçlarında gösteriyor. Tabii ki Google sahip olduğu, reklam araçları ve haritalar gibi araçlar için de yapay zekâyı kullanıyor. Son zamanlarda android kullanıcılarının trafik bildirimlerini alıyor olması da bu yapay zekânın onların lokasyonunda ki diğer kullanıcıların hareket hızlarına bakarak trafiğin durumunu tespit etmesinden kaynaklanıyor. Tabii Google, reklam verenlerden ödeme tahsil ederken ve iş ortaklarına ödeme yaparken de bu devasa yapı içerisinde bir alt yapay zekâ kullanıyor. Yani yapay zekânın, sonuç itibariyle yine en çok kullanıldığı alan yine finans sektörü olarak karşımıza çıkıyor. Alphabeth, yalnızca arama motorları ve internet reklamcılığı alanında faaliyet göstermiyor. Yakın zamanda sektöre kazandırdığı dev cloud altyapısı ile aslında dünyanın her yerindeki her sektörden firmaya; depolama, iletişim hizmetleri, veri güvenliği, cloud uygulama desteği ve sunucu hizmetleri sunuyor. Bankalar ve finans sektöründeki firmaların da kullandıkları bu enstrümanların tamamını Google I/O ismindeki sistem yönetiyor.

Güvenlik birinci ihtiyaç

Bilgi teknolojilerinin kullanımı, hayatımızı elbette ciddi anlamda kolaylaştırdı. Ancak internet ve bilgi teknolojileri bir araya geldiğinde birçok risk de hayatımıza girmiş oldu. Teknolojiden önce hayatımızda olmayan pek çok kavram artık hayatın merkezinde yer alıyor. Artık paramızı saklamak için çelik kasalar yerine dijital anahtarlar kullanıyoruz. Bankalar Arası Kart Merkezi tarafından yapılan Kart monitör araştırmasına göre her 10 kişinin 7’si artık kâğıt para yerine kredi kartını tercih ediyor. Yani paramızı fiziksel olarak koruma gereksinimimiz eskisi kadar fazla değil

Elbette fiziksel olarak paranın daha az kullanılıp, dijital paraların artık gündemde olması dijital yollardan ortaya çıkacak olumsuzlukların da yaşanmasını mümkün kılıyor. Örneğin; bankacılık sistemine veya kullanıcıların banka hesaplarına yapılacak hacker saldırılarının insan eli ile ne tespiti, ne de engellenmesi mümkün değildir. Bir toplu hacker saldırısının engellenmesi için binlerce kaynağın aynı anda tespit edilmesi ve güvenlik protokollerinin hatasız biçimde uygulanması gerekir. Bu durumda insan beyninin binlerce katı hızla düşünebilen ve hareket edebilen bir yapıya ihtiyaç vardır. İşte bu noktada güvenlik sistemlerinde kullanılan yapay zekâ birimleri devreye girer. Pek çok bankanın ve finans kuruluşunun özel siber güvenlik birimleri vardır. Hatta bankalar kurdukları siber güvenlik birimlerini, beyaz hacker olarak tabir edilen test uzmanları ile denetlerler. Olası sistem açıkları bu denetlemeler ve mevcut güvenlik sisteminin sahip olduğu deneyimlerle bir araya getirilerek sürekli geliştirilir.

Sonuç olarak bankaların güvenlik duvarları neredeyse asla aşılamayacak güce sahiptir. Teknolojinin getirdiği bir olumsuzluk olan siber saldırı riski, yine teknolojinin sağladığı bir kolaylık olan yapay Zekâ sayesinde bertaraf edilebilmektedir. Bir bankanın finans sistemine sızmak, küçük hacker grupları için oldukça zor bir eylemdir. Ancak yine de bankaların güvenlik duvarları, her duruma hazırlıklıdır ve olağan dışı tüm işlemler güvenlik protokollerince tesit edilebilir. Bankaların mevcut havuzlarında veri çekmek yerine hackerlerin genellikle tercih ettikleri zarar verme yöntemi, finans sektörünün işleyemez hale gelmesini sağlamaktır. Sistemi çökertmek ve kullanılmaz hale getirmek farklı açıkların yakalanması için kullanılabilirken, yapay zekâlı saldırı önleme sistemleri, bu eylemleri henüz başlarken tespit ederek, gerekiyorsa fiziksel olarak engellenmesine kadar uzanan bir dizi tedbiri alır. Geçtiğimiz yıllarda ülkemizde de yabancı hacker grupları tarafından yapılan saldırılar nedeniyle bankacılık sisteminin kısa süreler kullanılamadığına şahit olmuştuk. Bu durum aslında sistemin kırıldığının değil, saldırının önlenmesine yönelik işlemlerin yapıldığının bir göstergesiydi.

Bir diğer saldırı yöntemi ise müşterilerin finansal bilgilerinin ele geçirilip, bankacılık sistemine onların kimlikleri ile girerek, illegal transfer yapmaktır. Geçmişte kredi kartları kontrolsüz biçimde online veya fiziksel olarak kullanılıyorken bu tür mağduriyetler çok yaşanmıştı. Günümüzde ise mobil teknolojilerin de yardımıyla, çok katmanlı kimlik doğrulama sistemleri kullanılıyor ve finansal bilgilerinizin ele geçirilmesi aslında çok da işe yaramıyor. Yine de siber güvenlik uzmanları, finansal bilgilerin güvence altında tutulmasının gerektiğini belirtiyor. Bu noktada online işlemlerde bankalar ile sizin aranızdaki iletişim hattı çok yüksek şifreleme kapasitesine sahip güvenlik sertifikaları ile korunuyor ve iletişimin izlenmesi imkânsız hale getiriliyor.

Yapay zekâlı güvenlik birimleri, müşterilerin yalnızca fiili finansal işlemlerini değil, bankanın sisteminde yer alan tüm verilerini de güvence altına alır. Kişisel bilgileriniz ve Finansal bilgileriniz bu güvenlik yapıları sayesinde bütünüyle koruma altında tutulur. Yeni nesil güvenlik protokollerinin en önemli yardımcılarından birisi olan cloud sistemi de gerek güvenlik, gerekse veri işleme hızı bakımından finans başta gelmek üzere tüm sektörün ihtiyaçlarına kapsamlı çözümler sunar.

1993 yılında, University of California San Fancisco akademisyenlerinden Dr. Michael Doyle tarafından geliştirilmeye başlanan cloud, günümüzde Google, Amazon, Microsoft ve Eolas firmalarının liderliğinde hizmet vermekte. Google Ceo’su Sundar Pichai, Google I/O tanıtım toplantısında, Google Cloud ve dünyadaki diğer cloud sistemlerinin sahip olduğu güvenlik özellikleri nedeniyle aşılamaz olduğunu belirtmişti. Hali hazırda devam eden uygulamalarda, verinin onlarca farklı kaynağa dinamik olarak bölüştürülmesi ve bu paylaştırma metodunun sadece yapay zekâlı yönetim aracı tarafından biliniyor olması, Pichai’nin de belirttiği gibi hackerler için işi oldukça zor bir hale getirmektedir.

Dolandırıcılık algılama ve engelleme yöntemleri

Yapay zekânın güvenlik risklerini elimine etme özelliğini biliyoruz. Hackerler ve büyük saldırı gruplarının dışında basit hırsızlık ve dolandırıcılık gibi risklerin algılanabilmesi için de finans sisteminde kullanılan yapay zekâ birimleri söz konusudur. Ses, retina ve yüz tanımlama gibi giriş araçlarını şifrenin yanında kullanan ve gerek online platformlara girişte gerekse ATM kullanırken güvenliği artırma opsiyonu neredeyse tüm bankaların elinde mevcuttur. Geçmişte elde edilen deneyimler ve projeksiyonlara dayanarak geliştirilen protokollerle muhtemel dolandırıcılık risklerinin azaltılması ve müşterilerin mağdur olması bu yolla engellenmektedir. Yine bu noktada her müşteriye her an bir müşteri temsilcisi izleyemeyeceğinden, bankacılık sistemlerini yapay zekâlı algılama ve engelleme yöntemleri kurulmuştur.

Portföy yönetimi ve kredi işlemlerinde Yapay Zekâ

Portföy yönetimi ve diğer finansal işlemlerin gerçekleştirilmesinde, yapay zekâlı müşteri temsilcisi ara yüzlerinin bazı bankalar da kullanılmaya başlandığını biliyoruz. Portföy yönetiminde kullanılan yapay zekâ birimleri, global analizler yaparak müşterinin mevcut durumunu bu analize dâhil eder ve mevcut portföyün en karlı biçimde yönetilmesi için alternatifler üretebilir. Sunulacak alternatifler, risk analizi değerleme yöntemlerinin yapay zekâ birimine protokol olarak girilmesi ile mükemmele yakın sonuçları ortaya koyabilecektir. Zira yapay zekânın insana karşı en büyük üstünlüğü; matematiksel hataları yapmıyor hatta mevcut veri problemlerini ortadan kaldırıyor olmasıdır. Bu sayede, çok karmaşık hesaplamalar kolayca yapılabilmekte ve uzun vadeli herhangi bir projeksiyon kolaylıkla gerçekleştirilebilmektedir. Esasında portföy analizinde yapay zekâ birimlerini kullanılıyor olması teknolojik bir avantaj olmaktan öte finansal bir avantaj olarak karşımıza çıkar.

Kredi değerleme ve kullanma noktasında ise son yıllarda ciddi bir gelişim söz konusudur. Bankalar kredi kullandırırken belli miktarlara kadar olan kredi tahsisatlarını, yapay zekânın yönettiği otomatik bankacılık birimlerine teslim etmiş durumdadır. Ulusal Kredi değerlendirme kuruluşundan bankalarla paylaşılan kredi notunu dikkate alan kredi değerlendirme ara yüzü, değerlendirme yaparken diğer kamusal kaynaklardan da bilgi alabilir. Müşterinin mevcut finansal durumunu da dikkate alan ve kredi değerlendirmesi yapan bu sistem, saniyeler içerisinde kredi kararını vermekte, hesaplamaları yapmakta ve müşterinin talep etmesi halinde parasını hesabına aktarmaktadır. Uygulama gerçekleştirilirken müşterinin bankadaki geçmiş performansı ve diğer bankalardaki işlem ve hareketleri gözlemlenebildiği gibi, müşterinin gelir durumu da yine mevcut banka verilerinden ve harici kaynaklardan elde edilebilir. Kişisel bilgilerin korunması kanunu bankacılık sisteminin bu verileri elde etmesine engel değildir.

Kredi işlemleri sırasında herhangi bir ıslak imza istenmiyor olması da mevcut regülâsyonlardan kaynaklanan kanuni bir durumdur. Bankacılık sisteminin dijital enstrümanları kullanmak zorunda olması ile beraber devlet de bu yönde düzenleyici yasalar çıkarmıştır. Mevcut kanun kapsamında, bankacılık sisteminin sahip olduğu güvenlik protokollere uygun bir şekilde giriş yapmanız halinde, online kanallarda ve telefon bankacılığında yapacağınız tüm işlemler, ıslak imza söz konusu olmasa dahi geçerlidir. Genel bankacılık sözleşmesi kapsamında bu şartlar belirtilmektedir. Yani bankacılık sistemine kayıtlı cep telefonunuzu ve şifrelerinizi ikinci şahıslarla asla paylaşmamanız gerekmektedir. Dijital imza ve mobil imza gibi araçlar da bu noktada kimi işlemler için zorunluluk arz edebilmektedir. Ulusal dijital kimlik doğrulama yöntemlerini kullanarak pek çok yapay zekâlı enstrümandan faydalanabilmektesiniz.

Sigorta sektöründe Yapay Zekâ

Sigorta sektörü belli kurallara bağlı olarak risk analizi yapan robotları, 2000’lerin başından beri zaten aktif bir şekilde kullanmakta idi. Ancak bu sistemler sigorta şirketlerinin merkezlerinde, az sayıda analist tarafından kullanılan araçlardı. Bu nedenle müşterilere hızlı sonuçların sunulması mümkün olmuyor, risk analizinde bugünkü yapay zeka birimlerinin sahip olduğu teknolojik kabiliyet de söz konusu olmadığından, işlemler oldukça yavaş ilerliyordu. Son yıllarda sigorta şirketlerinin genel müdürlüğü bünyesinde kullanılan bu yapılar yapay zekâ ile güçlendirilerek online teklif verebilir ve hiç insan eli değmeden müşterilere poliçe kesebilir hale gelmiştir. Müşteri bilgilerini risk faktörleri ile karşılaştırarak karar veren ve tanımlı fiyat çarpanları ile sonuca ulaşan bu sistem, tazminat ödemesi dahi yapabilmektedir. Sigortacılık, bankacılıktan farklı olarak müşteriye çok daha hızlı enstrüman sunulması gereken bir sektör olduğundan, sigortacıların teklif verme ve ürünün pazarlamasını yapma süreçlerinde çok hızlı araçlara ihtiyaçları vardır. Sadece şirketin yetkililerince değil bayilerin de kolayca erişerek değerleme, analiz ve diğer işlemleri yapabildikleri bir ara yüz bu sektör için hayati öneme sahiptir. Finans sektörünün önemli bileşenlerinden bir tanesi olan sigorta sektörünün yapay zekâ birimleri ile ilişkisi bu nedenle diğer tüm sektörlerden daha ileridedir.

Pazarlama araçları ve Yapay Zekâ

Finans sektöründe veya farklı bir sektörde pazarlama faaliyetleri piyasa ve sektör analizlerine odaklı olmak durumundadır. Planlanmayan pazarlama etkinliklerinin boşa sarf edilen maliyetler olmak dışında bir anlamı yoktur. Ancak big data analizi oldukça zor bir işlemdir ve insan eliyle finans sektörü gibi ulusal ve global pek çok etkeni olan bir sektörün analiz edilebilmesi oldukça zordur. Bu kapsamda yapay zekâ birimlerine gerekli protokollerin girişinin yapılması ile pazar ve sektör analizinin yapılabilmesi mümkün hale gelmektedir. Çok büyük verilerin, özellikle online etkinliklerin analiz edilmesi, müşteri alışkanlıkları ve eğilimlerine uygun biçimde pazarlama stratejilerinin geliştirilmesi, hatta sisteme tanımlanan yetkiler ile pek çok reklam ve pazarlama etkinliğinin kendiliğinden gerçekleştirilmesi dahi mümkündür.

Ayrıca müşteri hizmetleri noktasında yapay zekânın operasyon faaliyetlerinde, finans kuruluşlarına sağladığı avantajlardan da bahsetmek gerekir. Müşteri hizmetleri yetkililerinin çalışma sistemini dahi yönetmekte olan kapsamlı müşteri ilişkileri yöneticisi yapay zekâ birimleri; müşteri memnuniyetinin temin edilmesi, müşteri yönetimi, takipli ve sorunlu işlemlerin yönetimi gibi konularda ciddi bir enstrüman olarak kullanılmaktadır. Tabii bu yapay zekâ birimleri aynı zamanda telefon bankacılığı ve online bankacılık sistemleri ile doğrudan bağlantılıdır ve bu sayede sürecin mükemmel işlemesini sağlarlar.

Related Posts---

Leave A Reply---